Jan
14

İkinci Dil Edinimi

‘İkinci dilde başarılı olamayacak birey yoktur, ancak yanlış kullanılan metodlar dil edinimini zorlaştırmaktadır. Eğitim sistemimizin kalitesini yükseltirken, bu sistem içinde yer alan ikinci dil ediniminin de doğal bir süreç halini alması yönündeki çalışmalara ağırlık vermeliyiz.’
ÖZET
Yapılan araştırmalar gösteriyorki, eğitim programlarımızın içinde yer alan ikinci dil eğitiminde başarı grafiğimiz oldukça düşük. İkinci dil edinimindeki eksikliğimiz her alandaki başarımızı olumsuz yönde etkilemektedir. Eksikliklerimizi bir an önce ortaya çıkarıp, eğitim programlarmızda geniş yer tutan dil derslerinin amacına ulaşması için çok önemli bir dil bilimci olan Stephen Krashen’ın ‘dil edinim’ teorisinin bir kez daha gözden geçirilmesi yararlı olacaktır.

1965 yılında kurulmuş olan EF (English First) adlı dil eğitim merkezi her yıl ülkeleri İngilizce yeterlilik sırasına koymaktadır. Bu yıl 44 ülkeden 2 milyonun üstünde kişi bu ölçüm anketine katıldı. Türkiye 44 ülke arasında 43. sırada ve bu durumda İngilizce yeterliliği açısından bir tek Kazakistan’ı geride bıraktığımız görülmekte. Dil yeterlilik grafiğini incelemek için tıklayın.
Günümüzde eğitim programlarımızın içinde ağırlıklı olarak yer alan ikinci dil eğitiminde, istenilen başarıya ulaşamamış ve hayal kırıklığı yaşayan birçok birey bulunmakta. Bazıları çok çaba ve zaman harcamalarına rağmen öğrenemediklerinden bazıları da dilbilgisi kurallarını iyi bilmelerine ve kelime hazneleri geniş olmasına rağmen akıcı bir şekilde kendilerini ifade edemediklerinden şikayetçi. İkinci dilde başarılı olamayacak birey yoktur, ancak yanlış kullanılan metodlar dil edinimini zorlaştırmaktadır. Eğitim sistemimizin kalitesini yükseltirken, bu sistem içinde yer alan ikinci dil ediniminin de doğal bir süreç halini alması yönündeki çalışmalara ağırlık vermelidir.
Erken çocukluk döneminde(0-6 yaş arası), gençlerin ve yetişkinlerin aksine dil edinimi doğal olarak gelişir. Ayrıca bu dönemdeki çocuklar ana dillerini öğrenebilmeleri için doğuştan gelen dil edinme becerilerini; ikinci bir dil için de eşit oranda kullanabilirler. Bu doğal süreci doğru metodlarla desteklersek çocuklar ikinci dili de bu doğal süreç içinde kazanacaklardır. Küçük yaşta ikinci bir dili doğal olarak edinen çocuklar ilerki hayatlarında başka bir dili öğrenirken de zorlanmamaktadırlar. Ayrıca bu yaşlarda ikinci bir dil öğrenmek çocuğun beynindeki duygusal bölge ve zekaya giden yolları da geliştirir.
Erken çocukluk dönemindeki bu doğal dil edinimi uygun şartlar oluşturulduğunda son çocukluk döneminde (6-12 yaş grubunda) ve hatta her yaşta başarılı sonuçlar verir. Tüm bunlarla bağlantılı olarak ünlü dilbilimci Stephen Krashen’ın ‘dil edinimi’ ve ‘dil öğrenme’ ayrımlarına göz atarsak; ikisi arasındaki farkı açıkca görürüz.
‘Dil edinimi’ bilinçaltı bir süreçtir . Dilbilgisi kurallarının farkında olmama ancak neyin doğru olduğuna dair ‘his’ geliştirmedir.’Dil edinimi’ dilbilgisi veya yapı odaklı değildir, yani bilinç dışı süreçte edinilenlerin bilinçaltından ihtiyaç duyulduğu zaman söyleme dökülüp, dilin kullanılmasıdır. Akıcı ve kalıcı olan dil kullanımı bu süreçle elde edilir. ’Dil öğrenimi’ ise bilinçli bir süreçtir, kuralları bilme ve bu kurallar hakkında bol bol alıştırmalar yaparak, otomatik olarak bunları kullanmaktır. Kısacası ‘dil öğrenimi’ herhangi bir makineyi kullanmayı öğrenmek gibidir. Bu tür öğrenme ancak dilbilgisi testlerinde işe yarayabilir, akıcı ve doğal dil kullanımı sırasında dili bu yöntemle öğrenenlerin konuşulanları anlayabildiklerini ya da dilbilgisi sorularını yapabildiklerini ama kendilerini akıcı bir şekilde ifade edemediklerini gözlemlemekteyiz. Ayrıca yapıları ve kalıpları ezberleme yoluyla öğrenmek dilin çabuk unutulmasına neden olmaktadır. Dili doğal süreçte edinenlerse dili akıcı ve doğal olarak kullanabilmektedirler. Unutulmamalıdır ki, dil önce doğal olarak kazanılmalı; daha sonra dilbilgisi kurallarını öğrenme ve yazma çalışmalarıyla dili geliştirmeye devam etmek gerekmektedir. Bir başka deyişle dili formüle dayanan birşeyi öğretir gibi öğretmemeliyiz. Yapılması gereken yeni doğan bir çocuğun dili kazanma sürecini izlemektir. Bir dili öğrenen hangi yaşta olursa olsun aynı ana dilini öğrenen bir bebekmiş gibi düşünmeliyiz. Nasıl yeni doğan bir bebek ana dilini öğrenirken sessiz dönemden geçerse, ikinci bir dil üstünde çalışan kişi de önce izler ve dinler; tüm bunları bir süre biriktirdiği sessiz bir dönemden geçer. Bir süre sonra da kısa kalıplar kullanmaya başlar. Zaman içinde bu kısa kalıplara ya da kelimelere kendi bildiği diğer kelimeleri ekleyerek yeni cümleler kurar. Tam tersini yapıp yeni dil öğrenmeye başlayan kişiye formüller halinde dil kalıpları öğretmek, dilbigisi kurallarına dayanan bol bol alıştırma yaptırmak kişinin dili doğal edinimini engellediği gibi başarılı sonuçlara ulaşmasını da engeller.
Diğer ünlü bir dilbilimci olan Noam Chomsky de, dil olgusunun ancak dile has bir sistemin varlığıyla açıklanabileceğini vurgulamaktadır. ‘Dil Edinim Cihazı’ adını verdiği bu sistem doğuştan gelen, her bireyde bulunan; anlaşılmaz ve karmaşık dilbigisi kurallarını yerine koyabilen içgüdüsel bir sistemdir. Chomsky, Dil Edinim Cihazını yetişkinlerin ikinci dili edinimlerinde kullanamayacaklarını iddia etmektedir. Krashen, Noam Chomsky’nin’ Dil Edinim Cihazı’ ile ilgili görüşlerine katılmaktadır. Ancak Krashen uygun ortam ve uyarıcılar oluşturulduğunda tüm yaş gruplarında Dil Edinim Cihazının harekete geçip ve ana dili edinimdeki süreçlerden geçerek kişinin yeni dili kazanımını gerçekleştirebilecegini belirtir. Dil edinim Cihazının harekete geçmesi için ilk olarak dinleme ve okuma becerileri üstüne yoğunlaşılmalıdır. Konuşma ve yazma bol miktarda dinleme ve okuma faaliyetlerinin doğal bir uzantısı olarak kendini gösterecektir. Sessiz dönem olarak nitelendirilen yeni doğan bebeklerde 1,5-2 yılı kapsayan, yetişkinlerde anlama ve kavrama kapasitelerinin yüksekligine paralel olarak daha kısalan bu dönem; mümkün olduğunca çok anlamlı mesajlar içeren, vücud dili, mimikler ve görsellerle desteklenen dinleme ve okuma deneyimleriyle verilmelidir. Krashen, Dil Edinim Cihazının uygun ortam ve uyarıcılarla tetiklendiğinde tekrar aktif hale geçtigini savunmaktadır.Hangi yaşta olursa olsun başka bir ülkede yaşamak zorunda kalan insanların kısa bir süre sonra o ülkenin dilini öğrendikleri gözlenmektedir. Bu da Krashen’ın iddiasını doğrulayan bir örnektir.
Dilbilgisi merkezli yabancı dil eğitim programlarıyla aldığımız yol ortada, dilbilgisi testlerinde başarılı olan ama akıcı ve doğal olarak dili kullanamayan, öğrendiklerini kısa bir süre ara verince unutan bireyler. Dil dersinin temelleri sınavlardan iyi not almak için ezberlenen kelimelerden ya da kalıplardan oluşmamalıdır.
Yeni bir dil hangi yaşta olursa olsun edinilir, yeterki Dil Edinim Cihazlarının aktif hale geçebileceği doğal ortamlar yaratıp, öncelikle bol bol dinleme ve okuma deneyimleri içeren dil edinim programlarını oluşturalım.
Bu yazı YAŞADIKÇA EĞİTİM dergisinin 113. sayısında yayınlanmıştır.Yaşadıkça Eğitim dergisine web üzerinden yukarıdaki mavi yazılı başlığa tıklayarak abone olabilirsiniz.
Kaynakça
Chomsky, N. (1986). Knowledge of Language:Its Nature, Origin and Use, Praeger.
Krashen, S. (1981). Second Language Acquisition and Second Language Learning,Pergamon.

http://www.sdkrashen.com/SL_Acquisition_and_Learning/index.html

Krashen, S. (1982). Principles and Practice in Second Language Acquisition,Pergamon
Krashen, S. & Terrell, T.D. (1983). The Natural Approach, Pergamon



3 Responses to “İkinci Dil Edinimi”

  1.   Abdülkadir Says:

    Neslihancım çok güzel hazılamışsım ellerine sağlık,balık yemeğe bekliyoruz.
    sevgiler

  2.   neslihandurmusoglu Says:

    Beğendiğinize sevindim:) En kısa zamanda görüşmek dileğiyle.Sevgiler.

Trackbacks/Pingbacks

  1. Neslihan Durmusoglu - ENGLISH AT HOME / EVDE İNGİLİZCE

Leave a Reply

Required fields are marked *.